Beyler! Köşe yazarı olabilirsiniz.. Nobel törenlerine katılabilirsiniz.. Hatta İsveç Kralı ile fotoğraf da çektirebilirsiniz.. Ancak herkes frak giyemez.. Giydi diyelim, herkes o frakı taşıyamaz.. Neden mi? Bilmiyorum..
Oh yani!
Emekli büyükelçi Oktay Aksoy’un diline sağlık.. Nobel ödül töreninden beri bende gaz yapan konuyu almış, bir güzel işlemiş..
“Frak” giyerek kendilerine “devlet adamı” süsü veren bir sürü köşe yazarının ek yerini göstermiş..
İsim vermek istemiyorum..
İsminin baş harfi Hasan’ın H’sı, soyadının baş harfi de Cemal’in C’si olan şahıs, bu giyinme işinde sınıfta kalmış..
***
Bizim gazetenin gururu, ayrıca kendisi de yayınlanmayan bir gazetenin sahibi olarak meslektaşlarına fark yaratmış bir arkadaşım ise on üzerinden on numara almış.. Onun da ismini vermeyeceğim..
Sadece Nahide Teyzem’in oğlu olduğunu söyleyeyim yeter..
Sarıkamış doğumludur, gözlüklüdür.. Yakışıklı, çapkın, hafif süvaridir..
GÜNEŞ - BALÇIK
Giydiği frak hakkında bin tane tevatür çıkarıldı.. İstemezlerin başında da Hürriyet’in paşası Ertuğrul Özkök geliyordu..
Oturduğu yerden yayın yapıp Nahide Teyzem’in oğlunun kıyafetini “emanet” diye gırgıra aldı..
Yok Yunus Nadi’nin eski frakıymış, yok Atatürk’ü gören bir kıyafetmiş..
“Giydiğin gömlek emanet, taktığın fes elin.. Tasvirin n’ola..” demeye getirdi.. Bombası elinde patladı..
Sonunda gerçek kabak gibi ortaya çıktı.. Nahide Teyzem’in oğlunun giydiği frak emanet değil kiralıktı.. Horozlu firmasından 150 YTL karşılığı kiralanmıştı..
Yönetim Kurulu Başkanı olarak masraf fişini de ben imzaladım.. Gerçi yüz elli lira biraz koydu bana ancak Vatan Gazetesi adına böyle bir temsil işinde her türlü fedakârlığı göze alırdım..
Gerekirse iki yüz elli lira öderdim.. Daha pahalı olsa borç takardım..
Çaktım imzayı gitti..
Öte yandan HC adlı şahsın kıyafetini öve öve öküz ettiler, boynuzunu dokuz ettiler..
Yakışırsa bu kadar yakışırmış.. Brad Pitt’in havası kaç paraymış..
Bizim çevrede Nahide Teyzem’in oğlundan evvel frak giymiş biri yok ki “öyle değildi böyleydi..” diyelim..
Mücadele edelim.. Gidelim Ertuğrul Bey’in arabasını anahtarla çizelim..
ACI BİR TECRÜBE
Bizim gazetenin tarihinde bir tek benim smokin giymişliğim var.. O da İkitelli’yi sel bastığında hasar gördüğünden artık beni taşımıyor..
İki üç yıl evvel bir yılbaşı balosunda giyeyim dedim.. Hanımefendinin biriyle dans ederken pantolon az daha pistte kalıyordu..
Pantolonun belinden son anda yakalamasaydım pistin ortasında “En yumuşak tuvalet kâğıdı bizimki” reklam sloganına uygun bir manzara yaratacaktık..
Hayır, pantolonun aşağıya düşmesi bir şey değildi de.. Dans ettiğimiz hanım “acelen ne? Patladın mı?” diye düşünecekti..
Tecrübemiz bu kadardı işte..
Lakin arkadaşımız o frakı törende öyle bir taşıdı ki bu kadar olur..
İsveç Kralı bile “Ben fikrimi değiştirdim.. Nobel’i buna değil, öbür gözlüklüye vereceğim..” diye tutturmuş şeklinde anlatırlar..
Öte yandan HC adlı şahsın giydiği frak kurallara uymadığından konukların çoğu onu garsonlardan biri sanmış..
YAZIKLAR OLSUN
Niye sanmasılar ki..
Bir kere Büyükelçi Oktay Bey’in de dediği gibi frakın pantolonunu giyince üzerine kuşak sarmazsın..
HC sarmış.. Allahtan sardığı kumaş beyazmış.. Maazallah, Diyarbakır işi ibrişim kuşak sarabilirdi..
Hatta kuşağın içine iki de kasap bıçağı yerleştirip, Atçalı Kel Mehmet Efemiz gibi oralarda dolanabilirdi..
Devam ediyorum.. HC’nin giydiği gömleğin düğmeleri de siyah..
İşte Avrupa’daki kraliyet davetlerinde ve Nobel törenlerinde en ayıp şey budur..
Gömleksiz git.. İstersen göğüs kıllarına mavi boncuk bağla.. Ama siyah düğmeli gömlek giyme..
Haydi gömleğin yoktu.. Ayağındaki çediklerin hali neydi?
Frak nam kıyafetin altına rugan kundura giyilir.. Bende bile bir tek rugan pabuç var..
(Öbürü İkitelli selinde sulara kapıldı.. Florya açıklarında bir rugan pabuç görülmüş ancak benim ki mi bilmem..)
Sen HC tut.. Frak’ın altına İnci mağazasından alınma siyah kundura giy.. Oldu olacak parmak arası tokyoyla gitseydin..
İsveç Kraliçesi’nin bir günahı yok.. Bunu salonda gezinirken görünce ayağına bakmış.. Normal ayakkabı.. Gömleğine bakmış.. Siyah düğmeli..
“Besbelli garson” deyip eliyle işaret ederek yanına çağırmış..
HC koşarak gittiğinde de elindeki boş kadehi vermiş..
Kraliçe’nin gazeteci Yavuz Baydar’a “Şu boşları alıverin..” demesinin sebebi de budur.. O da düz kunduralı ve siyah düğmeli..
Görüntü olarak ikisinin de garsondan farkı yok..
BU YİĞİT KİM?
Benim ağırıma giden Orhan Pamuk’un da kendine bir rugan kundura tedarik edememesi..
Neresinden bakarsanız bakın, Türkiye’yi Nobel töreninde temsil eden “Milli köşe yazarları heyeti” içinde tek rugan pabuç benim Nahide Teyzem’in oğlunda vardı..
Nitekim İsveç Kralı da bunu fark etmiş.. Yanındakilere “Türkiye’den gelen heyette yer alan şu kıyafeti dört dörtlük şahıs kimdir..” diye sormuş..
“Köşe yazarıdır, Nahide Teyze’nin oğludur..” cevabını alınca Kraliçe’yi boş böğründen dürtmüş:
“Gördün mü?” demiş.. “Analar neler doğuruyor?”
Tabii burada Nahide Teyzem’in oğlunu takdir etmenin yanında kendi ailesine, yani Kraliçe’ye laf sokuşturma da var..
Bunların iki çocuğu var, ikisi de kız..
Kral demek istiyor ki “Yazıklar olsun sana.. Bana bir erkek evlat veremedin..”
O ödül gecesi onurlandırılan sadece Orhan Pamuk değildi..
Nahide Teyzem’in oğlu sayesinde bizim gazete de ödüllendirildi..
Bu sayede törene Gelik’in garsonu kılığında katılan HC adlı şahısın sebep olduğu skandal unutuldu..
Demek ki hayırlısı buymuş!
kaynak :vatan gazetesi
No comments:
Post a Comment